Antalya Web Tasarım,Lara Web Tasarım,Lara Web Yazılım,Yazılım Hizmetleri,Web Tasarımı , Web Programlama , Grafik Tasarımı , CSS Tasarımlar , İçerik Yönetim Sistemleri,Yönetim panel tasarımları ve Yazılımları .

Giriş Formu

Anket

Syndicate

Yıpranma payı
Yazar recep   

GEMİ ADAMLARININ “YIPRANMA PAYI”

YASAL DÜZENLEME TALEBİ

Gemi Adamlarına, çalışma koşullarının ağırlığı bu çalışma koşullarının, psikolojisinde ve bedenlerinde yarattığı “yıpranmaya” karşılık denizde çalıştıkları her yıl için sigortalılık sürelerine 90 gün ilave hizmet süresi veriliyordu.  “Erken emeklilik” olarak ifade edilen bu süreye genelde “yıpranma payı” denilmekte idi. 

1 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı yasa ile geçmiş yılların  “yıpranma payı” uygulaması terk edilmiştir. 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasasının 40′ıncı maddesi ile “fiili hizmet süresi zammı” olarak farklı bir düzenleme yapılarak Bu kapsamda, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun itibari hizmet süresine ilişkin ek 5. maddesi ile 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nun fiili hizmet süresi zammına ilişkin 32. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

Yeni düzenleme ile denizcilik mesleği “risk taşıyan işler” kapsamından çıkarılmış, bir başka deyişle yıpranma payından yararlananların kapsamı daraltılmış ancak aynı yasada 2013 tarihinde yapılan başka bir değişiklikle kapsama farklı meslekler dâhil edilmiştir. Deniz emekçilerinin hak ettikleri yıpranma payı iptal edilmiştir.

Gemi adamlarının hangi şartlarda çalıştığı aşağıdaki resimde açıkça anlaşılmaktadır. Bu gemide yıpranmadan yaşamak mümkünmüdür?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

NEDEN YIPRANMA PAYI

        Gemi adamı kimdir? Neden elinden alınan yıpranma hakkın tekrar ister?

Gemide görev yapan ve sefere katılan miçodan kaptana kadar değişik yeterlikteki denizcileri kapsayanların her biridir. Gece gündüz demeden, fırtına ve harikeyne aldırmadan, hele hele yılın 11 ayını

dal kırılan gemi 

 Yurtlarının dışında geçirmeye mahkûm, sıla ve yurt özlemi konusunda çelikleşmiş, statik elektriğin ve vibrasyonun durmadan vücudunda baskı kurduğu “yüzer hapishaneyi” işyeri edinmiş, uzun seferlerde kamara, oturma salonu ve gemi güvertesi üçgeninden oluşan sınırlı bir mekânda uzun süre yaşamak zorunda kalan, Çok ortam değiştirmemenin yarattığı bıkkınlık ve içe kapanma, gemi üzerinde sadece belli sayıda insan ile ilişki halinde bulunma, her türlü sosyal aktivitelerinin dışında kalma, deniz ve gemi ortamının içinde yıpranır, ömürlerini sağlıklarını sosyalliklerini ailelerini kaybeden ama farkında olmayan.

Denizin ortasında şirketten gelen telgrafla evladının ve ya bir yakınını ani vefat ettiğini öğrenen ve bu haberi o arkadaşınıza limana yanaşana kadar söyleyememek, evladının veya yakının ölümünün üstünden on on beş gün geçtiğini öğrenen babanın içinde kopan fırtınadır gemi adamı. Bu yüzden ister yıpranma hakkını “Deniz emekçilerini statik elektrik ve gürültü yüklü bir çalışma yaşamında kısmen de olsa mutlu etmenin etkin yollarından birisi, onlara belli bir çalışma yılını çalışılmış gibi ekleyerek daha kısa sürede emekli olmalarına ve mesleğin yüklediği olumsuzlukları telafi etmelerine olanak sağlamaktır”. Bunun durağı da yıpranma payıdır, Diyor merhum Prof.Dr. Necmettin Akten.

Denizcinin çalışma koşullarını anlamak isteyenler, tersanedeki bir gemiye gitsinler ve orada denizcilerle iki gün geçirsinler, birde bu işi denizin ortasında metrelerce dalgaların arasında evinden, sevdiklerinden uzakta yaptığını düşünsünler. Sonrada Yıpranma hakkını konuşsunlar.

büyük gemi 

 

 2008 de denizcilerin yıpranmasını alıp kendilerine yıpranma payı ve kıyak emeklilik veren milletvekillerinden yapılacak bir yasal düzenlemeyle denizciler yıpranma payını işe başladığı tarihten itibaren geri iade etmelidirler. Bu yasanın denizcilere ait kısmı deniz iş kolunda ki zorluklar göz önüne alınarak hazırlanmış değil. Öyle olsa bürokrasi de bu kadar denizci kökenli insanların yer aldığı, Ulaştırma bakanının denizde çalışmasa da yılların denizcisi olduğu, iktidar ve muhalefet partisi milletvekilleri arasında gene çok tecrübeli denizcilerin mecliste bulunduğu bir dönemde denizcilerin yıpranma hakkı kaldırılır mıydı? Bu yasayı hazırlayanların %2 prim maliyeti açısından armatör kökenli, işveren milletvekilleri olduğu anlaşılmaktadır.

Aylarca evinden, ülkesinden uzakta olan, kimi zaman günlerce fırtınalar içinde seyir yapan, Bazen doğum yapan eşinin yanında olamayan, bazen cenazesine yetişemeyen, bayramları, doğum günlerini ailesinden çok uzaklarda kutlayan, günlerce fırtınalı denizde yemek bile yiyemeyen, makine dairesindeki bir arızanın giderilmesi için günlerce uykusuz kalan.

Her ne kadar teknolojik gelişme, otomasyon, İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin önlemler dikkate alınsa ve uygulamaya konulsa da denizde çalışma biçiminin uygulanmaması gibi bir seçenek bulunmamaktadır.  Deniz çalışanlarını yıpratan, yaşamlarından çalan ve meslek ömürlerini kısaltan bu durumun telafisi, yapılan araştırmaların bulguları da dikkate alınarak bir yasal düzenlemeyle olanaklıdır.

Deniz kazalarında meydana gelen ölümlerin dahi kesin sayıları tam olarak bilinmezken, denizde çalışma şartlarının yol açtığı kronik hastalıklar veya ölümlerle ilgili gerek dünyada gerekse ülkemizde yapılmış kapsamlı çalışmalar ve sağlıklı veriler bulunmamaktadır. 

Gemi adamları Gerektiğinde itfaiyecidir. Yangını söndüremezse deniz ile birlikte yanacağını bilir.

 yanan gemi

 Bazı bölgelerde, bir balıkçı teknesinin dahi yanından geçerken tedirgin olan, günlerce kaçırılma endişesi yaşayan, bütün bunlara ek olarak ailelerinin de korkularını önlemeye çalışan bir denizci mutlaka kendisinden bir şeyler verir. 

Okyanusta yaşanan kazaları ve yaşanan tehlikeli olayları Komu oyuna yeterince aktaramadığımız için gemi adamlarının çalışma şartları 1954 yılından bu yana revize edilmemiştir. Yukarıdaki resimler okyanusta yaşananları zihninizde canlandırmanız açısından yararlı olacağına inanmaktayız.

Şu gerçeğe değinmeden geçmemiz, gemi adamlarına verilen önem ve değerin ne durumda olduğunun anlaşılması noktasında sizlere yardımcı olacaktır.

4 Aralık 2012 Tarihinde Karadeniz’de SOS veren bir gemiye kurtarma operasyonu yapmak üzere şile limanından çıkış yaparken kötü hava koşulu sebebiyle taşlara vurarak hayatını kaybeden üç denizci kardeşimiz tüm dünyanın gözü önünde göz göre göre hayatını kaybettiler.
 bot
 Bu Kazaya sebebiyet veren yöneticilerin kusurlu olup olmadıkları için haklarında soruşturma açılmasına bakanlık izin vermedi. Olay araştırılmadan kapanıp gitti.

Yaşananlardan anlaşılıyor ki sıkıntılar yeterince anlatılamamış ki, yıpranmanın ilk kaldırıldığı meslek grupları arasında kalmış sahipsiz denizciler.

Bu sorunu sendikalar, denizci sivil toplum örgütleri, meslek liseleri, denizcilik yüksekokulları ve denizcilik fakültelerinin ortak çalışmasıyla çözülebilir. Burada bu kurumlara çok iş düşmektedir.

2008 yılında yapılan mevzuat değişikliğiyle yıpranma payı ellerinden alınan yıpratıcı mesleklerin çalışanları bu kez 2013 yılının ocak ayında bu hak yalnızca yasayı çıkaran milletvekilleri tarafından kendilerine ve gazetecilere verilince tepki göstermeye başladılar. Biz gemiadamları 2008 de haksız yere elimizden alınan hakkımızı geri istiyoruz.

Bu konuda gemi damlarının üye olduğu ilgili sendikalar ve diğer denizci sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte konuyu her fırsatta ve her platformda gündeme getirmeye yıpranma hakkı geri alınana kadar devam etmeliyiz.

Denizcilerin çalışma şartlarının zorluğundan ziyade, denizciliği bir “illet “olarak değerlendirip olaya bakmak daha sağlıklı ve doğru bir kanaate varmamamıza yardımcı olacaktır. Denizciliği bir meslek olarak değil bir yaşam biçimi, yaşam alanı olarak değerlendirmek lazım gelmektedir.

        Denizciler hayatlarının en güzel, en değerli, en verimli bölümlerini gemi üzerinde, ülkesinden, sevdiklerinde, dünya nimetlerinden ayrı geçirirler. Denizciler ötekilerdir, ötekileştirilmişlerdir.

        Dünyada zor, ağır şartlarda çalışanlar tabiki de denizciler değildir. Madenciler, inşaatçılar, fırıncılar, bankacılar bu meslek gurupları da zor şartlar altında çalışanlardır şüphesiz. Fakat denizcilik başkadır, işin zorluğundan ziyade mesleğin bir “illet” oluşundadır sır.

        Yukarıda saydığımız meslek gurupları akşam evine gelince günün yorgunluğu uçar gider, hafta sonu eşiyle, çocuklarıyla, annesi babası, kardeşleriyle, kız arkadaşıyla, yavuklusuyla bir yemeğe, sinemaya, tiyatroya, konsere gittiği zaman yorgunluğu üzerinden atar.

Denizci öylemi? Denizcinin sevdiği, Ailesi, yavuklusu, tiyatrosu, konseri, sineması, düğünü, bayramı, cenazesi olmaz. Denizci sabit bir hayat yaşayamaz, gün gelir, günlerce fırtınayla boğuşur, yemek olmaz, moral olmaz, sevdiği birisini sadece hayalde yaşar.
 kafa
 Denizcilerden yıpranma payını kaldıranların İstanbul da Marmara denizinde lodos da ulaşım için kullandığınız gemiler seferlerini iptal ederken Açık denizde bu şansı yoktur denizcilerin. Onlar Ya var olur ya da yok olur, hayatta kalma mücadelesi verirler, dua ederler makine stop etmesin diye, bilirler fırtınada stop eden makine duran kalp den farksız değildir fırtınada denizci acil servis doktoru gibidir makinanın başında.

        Denizcinin evine sevenlerine, ailesine ayıracağı vakit senede 30 gündür. Denizcinin geri kalan ömrü devamlı çalışır durumda olan Makinanın sesi, statik elektrik, vibrasyon ve sallanan bir ortamda geçer.

        Ülkemizde ortalama insan ömrünün 78 ila 80 yıl olduğu düşünelim.

Kişinin on sekiz yaşına kadar olan çocukluk dönemi bir yıl askerlik ekleyelim etti 19 yıl.

Toplam ömür olan 80 yıldan, emeklilik yaşı olan 60 çıkardığımızda eriye 20 yıl kalır,20 yıldan da çocukluk yılları olan 19 yılı çıkardığımızda geriye “1”bir yıl kalır,60 yıllık çalışma hayatında 5 yılda izin kullandığını düşünürsek bir denizciye Ailesiyle, sevdikleriyle yaşamaya kalan zaman kocaman “6 “altı yıl.

        Denizci ailelerinin, denizci çocuklarını ve eşlerini iyi analiz etmeli ve onları anlamak gerekmektedir. Çünkü denizci eşlerinin iyi ve kötü gününde eşleri yanlarında yoktur, yanlarında olamazlar.

        Bu anlamda denizcilerin yıpranma “fiili hizmet, erken emeklilik “haklarının tekrar deniş iş kolunda işe başladığı tarihten itibaren geri iade edilmesini talep etmekteyiz.

        Gemi Adamlarının çalışma şartlarını bu linkleri açarak biraz olsun anlamak mümkün olacağı kanaatindeyim

https://www.facebook.com/VesselFinder/videos/961332277291129/

https://www.facebook.com/VesselFinder/videos/961337990623891/

https://www.facebook.com/VesselFinder/videos/961330413957982/

https://youtu.be/6q4T0kh0xY0

https://youtu.be/n_t0YAVx3Q0

https://youtu.be/g89TORn-8pk

https://youtu.be/H3zegRtpSco

https://youtu.be/cvfiClfvK6c

https://youtu.be/HT_Qn_MMrTY

https://youtu.be/5GJ2sycKEyg

 

Denizcilik mesleği ve iş kolunu işçi-işveren ilişkileri, çalışma koşulları, işyeri, ücretler, iş sağlığı ve iş güvenliği, sosyal hayata erişebilir olmak gibi konular bakımından diğer meslek ve iş kollarından ayıran kendine has koşulları vardır.

Uluslararası Denizcilik Örgütüne (IMO) göre denizcilik en tehlikeli sektörlerden biridir.

Gemi sahipleri ve yöneticileri denizcilik 50 yaşın üzerindeki deniz çalışanlarına iş vermemektedir. Bu yaşlardaki gemi adamları iş bulmakta çok ciddi sıkıntı çekmektedirler. 

Bu yaş sınırı giderek daha da aşağıya,40 yaşa kadar düşmeye başlamıştır.  Ehil olmak, yeterli belgelere sahip olmak ve tecrübeli olmak istikrarlı bir işin garantisi değildir.

Denizcilik şirketlerine yapılan iş başvurusunda değerlendirmeye alınmayan yaş esasen gemi adamlarının emeklilik yaş sınırını belirlemektedir. İstihdam sınırlaması göz önüne alındığında esasen deniz çalışanlarının emeklilik yaşları için ayrı bir yasal düzenlemeye ihtiyaç bulunmaktadır.  Bir başka deyişle deniz çalışanlarının emeklilik yaşlarıyla meslek ömürleri bağdaştırılmalıdır.

Gemi adamlarının yıpranma payının kaldırılması lobiciliğin armatör kökenli milletvekillerinin yaptıkları da tarafımızdan bilinmektedir, lakin haklı da olabilirler. İtibarı hizmet uygulaması işveren %2 bir mali prim yükü getirmektedir.

Bu durum düzenlene bilir %2 ya da her ne kadar ise, bu primi gemi adamları kendisi ödeyerek erken emekliliğin tekrar geri verilmesi gemi adamları için zarurettir, gerekliliktir.

Söz konusu düzenlemenin sosyal taraf olan sendikamızla, derneklerimizle ve asıl olan sahadaki gemi adamlarıyla istişare edilerek yapılması gerekmektedir.

        Sorumlu bir STK olan ve 19 Derneğin oluşturduğu TİREBOLU DERNEKLER FEDRASYONU Coğrafi ve sosyal yönden üyelerinin %99 denizci olan bir federasyon olarak Yöremiz halkının en büyük sıkıntısı olan Gemi adamlarına erken emekliliğin ivedilikle iade edilmesini beklemekteyiz.

Yazarımız Ayhan YÜKSEL İlçemizin Denizci bir ilçe olduğunu “geçmişten günümüze TİREBOLULU DENİZCİLER “adlı bir kitapta toplamıştır.

 Recep KARAKOÇ

 

Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.

  

Yorum yok
 
Kıdem tazminatı ve sendikalar.
Yazar recep   

Kıdem tazminatı ve sendikalar.

Sendika yöneticilerinden kıdem tazminatına ilişkin net bir tavır görme arzumuzu halen daha muhafaza etmekteyiz.

Geçim kaynağı üyelerinin alın teri olan sendika yöneticileri, üyelerinin son kalesi Kıdem tazminatının yok edilmesi planlanırken kendilerinden beklenen gündem oluşturma, karşı beyanatlar da bulunarak hükümetin geri adım atmaması durumunda sendikacılar yapacakları eylem planlarını kamuoyuna ve kıdem tazminatı paydaşlarına anlatmalıdırlar. Çok Yazık ki üzülerek söylüyorum sendikaların ciddi bir planlarının olmadığını görmekteyiz.

            Sendika yöneticileri sendikasının kaynaklarını ulusal ve uluslararası platformlarda üyelerinin lehine lobicilik yapmak için kullanmak yerine kendine yakın kişilerle çarçur etmektedirler.

            İşçi sendikaları kendi genel kurullarında dahi kıdem tazminatını fona devredeceğini söyleyen hükümet yetkililerine sessiz kalarak, kendi genel kurullarını da hükümettin emrine bıraktıklarını ve onları alkışladıklarını üzülerek takip etmekteyiz.

            Hükümetin gerekçelerine, çalışmalarına, Başbakan Davutoğlu’nun her yerde bangır bangır “önceki yıllarda yapılan açıklamaları tekrar ederek, Kıdem tazminatının işveren üzerine getirdiği bazı yükler var. İşverenlere getirdiği yükü nasıl azaltabiliriz? Bazı düşüncelerimiz var.”  İfadelerine karşı sendikalarda ne bir söylem ne bir çalışma görememek bizleri endişelendiriyor.

            Sayın Başbakan işin asıl amacının, Bakanlarının; çalışanların %92 kıdem tazminatı alamıyor açıklamasının aksine asıl amaçlarının kıdem tazminatının “işveren üzerine getirdiği bazı yükler var. İşverenlere getirdiği yükü nasıl azaltabiliriz” Açıklamasıyla niyetlerini açıkça ortaya koymaktan çekinmiyor.

            Buna karşılık sendika yöneticilerinden beklenen kamuoyunu ve üyelerini bilgilendirme çalışmalarını göremiyoruz. Sendika yöneticileri ivedilikle üyelerinin iş yerlerine giderek gerekli bilgilendirme çalışmalarını yapmalı ve hatta üyelerini tek tek evlerinde ziyaret ederek aile bireyleriyle uzman kirşler aracılığıyla bilgilendirmeli kıdem tazminatında oynanan oyunu anlatmalı dolayısıyla üyelerinin güvenini kazanmalıdır.

            Çalışanlar iş kaybetme korkusundan gerekli tepkiyi veremeyebilir bu çok normaldir bunu anlayışla karşılamak gerekir. Fakat profesyonel sendika yöneticilerinin konuya daha aktif, daha gerçekçi olarak paydaşlarını harekete geçirecek çalışma ve eylemin içerisinde olamayışını anlamak mümkün değildir.

            Buradan son bir kez daha söylüyorum; değerli emekçi kardeşlerim Kıdem tazminatı bürüt otuz günlük ücret, yol, yemek vs. karşılığı iken yapılacak düzenlemeyle on günlük çıplak ücret karşılığı olacaktır. Kendinize sahip çıkın sendikalarınızı harekete geçirin. 

Yorum yok
 
Cumhuriyet bayramı kutlu olsun
Yazar recep   
Yaşadığımız coğrafyada bulunan ülkelerde yaşanan,ırkçılık,din,mezhep,çıkar,diktatör yönetimlerin kavgası sonucu efendilerinin çıkarlarını korumak,kollamak adına kendi vatandaşlarını evsiz,yurtsuz göçe zorlayan hatta acımasızca kadın,çocuk ve yaşlıları öldüren diktatör iktidarlarin var oluşu,onları destekleyen vahşi batı ülkelerinin varlığı CUMHURİYETİN ÖNEM VE GEREKLİLİĞİNİ bizlere bir kez daha hatırlatmaktadır.Cumhuriyetimizi korumak,yasatmak gerekliligini unutmamalıyız.Bu anlayış ve dusunce ile
Cumhuriyetimizi kuran büyük komutan Mustafa Kemel Atatürk ve ordusunu minnet ve saygıyla yad eder, CUMHURİYET BAYRAMINIZI gönülden tebrik ederim.CUMHURIYETINIZ,CUMHURIYET Bayramınız kutlu olsun.
Yorum yok
 
Terörü lanetliyoruz
Yazar recep   
Turkiye cumhuriyeti sınırları içerisinde bir gurup teröristleri,silah,para ve lojistik destek vererek vatan evlatlarımızın şehit edilmesi,en son yuksekova Daglicadaki hain saldiyiya sebep ve destek olan, kendi tarihleri karanlık ,1939/40 yıllarında kendi milletinin iki yüze yakin engelli çocuklarını üstün alman ırkı oluşturmak ugruna  acımadan katleden,telef eden almanya'yı, sömürgeci ingiltere,fransa amarika, israil ve onların taşeronu terör örgütlerinin tümünü şidetle kınıyorum. Sehitlerimize rahmet sehit yakınlarımıza,Aziz milletimize baş sağlığı ve sabırlar dilerim.  Yorum yok
 
<< İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sonuç 1 - 10 Toplam 168

Yazarlar

recep
20.02.2016
Genel

Yıpranma payı


Resim

Haber Manşetleri

Tirebolu Civil Yalıköy Yardımlaşma Derneği Tirebolu Civil Yalıköy Yardımlaşma Derneği - Anasayfa Untitled Document
Hürriyet Sabah Milliyet
Star Cumhuriyet Radikal
Yeni Şafak Türkiye Vatan
Akşam Zaman Posta

Kimler Online

Çevrimiçi yok

İstatistikler

Üyeler: 355
Haberler: 337
Linkler: 7
Ziyaretçi: 2571788